60 yaşındaki bir kadınla evlendiğim için herkes bana deli dedi,” ama düğün gecesi omzundaki doğum lekesini görünce fısıldadığı sözler hayatımı altüst etti.
Aysel Hanım derin bir nefes aldı. Gözlerinden süzülen yaşları silmeye bile çalışmadı.
“Çünkü o doğum lekesi sadece bir ben değil,” dedi kısık bir sesle. “O, yıllardır saklanan bir gerçeğin işareti.”
Kalbim deli gibi atıyordu.
“Ne demek istiyorsun?”
Yatağın kenarına oturdu, elleri titriyordu.
“Bundan otuz beş yıl önce annenin en yakın arkadaşı bendim. Aynı mahallede büyüdük, aynı sırları paylaştık. Hatta insanlar bizi kardeş sanırdı.”
Annemin adını duyunca nefesim kesildi.
“Ama sonra her şey değişti.”
Başımı iki elimin arasına aldım.
“Lütfen uzatma. Bana gerçeği söyle.”
Aysel Hanım gözlerini bana çevirdi.
“Sen doğduğun gün hastanede büyük bir karışıklık yaşandı.”
Bir an donup kaldım.
“Ne karışıklığı?”
“O gece aynı anda iki erkek bebek dünyaya geldi. Biri sendin… Diğeri benim oğlumdu.”
Sözleri beynimde yankılandı.
“Ne?”
“Yangın alarmı çaldı. Elektrikler kesildi. Hastanede büyük bir panik yaşandı. Günler sonra her şey normale döndü ama kimse bebeklerin yanlış ailelere verildiğini fark etmedi.”
Dizlerimin bağı çözüldü.
“Yani… Ben…”
“Evet.”
Aysel Hanım hıçkırarak ağlamaya başladı.
“Sen benim öz oğlumsun.”
Dünyam başıma yıkılmıştı.
“Hayır… Bu imkânsız.”
Çantasından eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta annemle birlikte genç bir kadın gülümsüyordu.
Kadın, Aysel Hanım’dı.
İkisinin de omzunda aynı doğum lekesi görünüyordu.
“Annen bunun farkındaydı mı?” diye sordum.
Başını yavaşça salladı.
“Hayır. O da yıllarca gerçeği bilmeden yaşadı.”
“Peki bunu sen nasıl öğrendin?”
Derin bir nefes aldı.
“Üç yıl önce ağır bir ameliyat geçirdim. Kan grubumla ilgili inceleme yapılırken bazı sonuçlar doktorların dikkatini çekti. Daha sonra tesadüfen eski hastane kayıtlarına ulaştım. DNA testi yaptırdım.”
Cebinden katlanmış bir dosya çıkardı.
Dosyanın üzerinde laboratuvar mührü vardı.
Titreyen ellerimle açtım.
Sonuç tek cümleydi.
Biyolojik anne: %99,99 uyum.
Artık inkâr edecek hiçbir şey kalmamıştı.
Boğazım düğümlendi.
“Peki neden bana daha önce söylemedin?”
“Çünkü seni kaybetmekten korktum.”
Şaşkınlıkla yüzüne baktım.
“Gerçeği öğrenince beni nefret ederek terk edeceğini düşündüm. Sonra seni uzaktan tanımaya başladım. Seni gördükçe sana karşı annelik duygularım güçlendi. Ama gerçeği söylemeye cesaret edemedim.”
“Öyleyse benimle neden evlendin?”
Bu soruyu sorarken sesim bile yabancı geliyordu
gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfda….