Oğlum, ailemizi dağıtan 55 yaşındaki kadınla evlendi. Ama nikâhtan hemen sonra elimi sıktı ve kulağıma eğilip fısıldadı:

Furkan’ın dudaklarından dökülen o cümle, dizlerimin bağını çözdü.

“Anne… Planı uygulamaya başlamak için sadece BEŞ DAKİKAN var.”

Şaşkınlıkla yüzüne baktım.

“Ne planı?” diye fısıldadım.

Ama cevap vermedi.

Elimi hafifçe sıktı, sonra yeniden gülümseyerek davetlilerin arasına karıştı. Birkaç saniye sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi Aysel’in yanına geçti.

Kalbim deli gibi atıyordu.

Aklımdan geçen ilk düşünce korkunçtu.

Yıllardır içinde büyüttüğü öfke sonunda patlamış olabilir miydi?

Babasının ölümünden Aysel’i sorumlu tutuyor, şimdi de intikam almak mı istiyordu?

Salonun içinde telaşla etrafı incelemeye başladım.

Garsonlar dolaşıyor, müzik yükseliyor, insanlar gelin ve damadı tebrik ediyordu.

Furkan ise son derece sakindi.

Bu sakinlik beni daha çok korkutuyordu.

Yerimden kalkıp ona doğru yürümeye hazırlanırken Aysel yanıma geldi.

“Biraz benimle gelir misiniz?” dedi.

İstemeyerek peşinden gittim.

Salonun arkasındaki küçük terasa çıktık.

Kapıyı kapattı.

Sonra gözlerimin içine bakarak derin bir nefes aldı.

“Benden nefret ettiğinizi biliyorum.”

“Yanılıyorsun,” dedim sertçe.

“Senden nefret etmeyi yıllar önce bıraktım. Artık sadece seni tanımıyorum.”

Aysel başını eğdi.

“Belki de bugün tanıyacaksınız.”

Tam o sırada Furkan da terasa geldi.

Saatine baktı.

“Dört dakika.”

Artık sabrım tükenmişti.

“Bana biri ne olduğunu anlatacak mı?”

Furkan cebinden kalın bir zarf çıkardı.

Zarfın üzerinde babasının el yazısı vardı.

Kemal’in yazısını görünce nefesim kesildi.

“Bu mektubu babam ölmeden iki ay önce bana verdi.”

“Neden bana vermedin?”

“Çünkü açmamı istedi. Ama sadece düğün günümde.”

Titreyen elleriyle zarfı açtı.

İçinden birkaç sayfa ve bazı resmi belgeler çıktı.

İlk satırı yüksek sesle okumaya başladı.

“Sevgili oğlum…

Bu mektubu okuyorsan artık hayatta değilim. Sana yıllarca söyleyemediğim gerçeği öğrenme zamanın geldi.”

Salonun içinden müzik sesleri gelmeye devam ediyordu.

Ama bizim için zaman durmuştu.

Furkan okumayı sürdürdü.

“Annen beni hiçbir zaman aldatmadı. Ben de onu, sandığı sebepten dolayı terk etmedim.”

Başımı kaldırdım.

Ne demek istiyordu?

“On iki yıl önce bana ölümcül olabileceği düşünülen ciddi bir hastalık teşhisi konuldu. Doktorlar en fazla birkaç yıl yaşayabileceğimi söylediler.”

Gözlerim doldu.

Bundan haberim hiç olmamıştı.

“İlaç masrafları ve borçlar yüzünden her şeyimizi kaybetmek üzereydik.”

Furkan ikinci sayfayı çevirdi….

devamı sonraki sayfada…