Bavulun içindekini gördüğüm anda nefesim kesildi.
İçinde tomar tomar belgeler, eski fotoğraflar, birkaç USB bellek ve sararmış bir dosya vardı. En üstte ise yıllar önce Cemal’in kullandığını hatırladığım deri kaplı küçük bir ajanda duruyordu.
“Kaan… Bunlar ne?”
Oğlum derin bir nefes aldı.
“Anne, önce sana bebeği anlatmam gerekiyor.”
Sessizce başımı salladım.
“Birkaç ay önce bir kafede çalışmaya başladım. Orada üniversite öğrencisi Derya ile tanıştım. Hamileydi. Ailesi onu reddetmişti. Çocuğun babası ise ortadan kaybolmuştu. Kalacak yeri olmadığı için ona yardım ettim.”
Bebeğe baktım. Derin bir uykudaydı.
“Doğumdan sonra Derya ağır bir enfeksiyon geçirdi. Hastaneye kaldırıldı. Bana sadece bebeğini emanet etti. ‘Kimseye güvenemiyorum’ dedi.”
“Şimdi nerede?”
Kaan gözlerini yere indirdi.
“Dün gece hayatını kaybetti.”
İçim burkuldu.
“O zaman bu bavul?”
Kaan, ajandayı elime uzattı.
“Bunu Derya’nın eşyalarının arasından buldum. İlk başta anlam veremedim. Sonra içindeki isimleri okuyunca dünyam başıma yıkıldı.”
Ajandanın ilk sayfasını açtım.
Cemal’in el yazısını tanımamak imkânsızdı.
Sayfaların arasında tarih, adres ve isimler vardı.
Bazı isimlerin yanına “ödendi”, bazılarının yanına ise “sessiz kaldı” yazılmıştı.
Ne olduğunu anlamaya çalışırken Kaan konuşmaya devam etti.
“Derya’nın annesi ölmeden önce ona her şeyi anlatmış. Yıllar önce Cemal’in ortak olduğu bir şirket, insanların birikimlerini dolandırmış. Suç ortaya çıkınca bütün yük çalışanların üzerine bırakılmış.”
Şaşkınlıkla başımı kaldırdım.
“Hayır… Bu olamaz.”
“Ben de inanmadım.”
Kaan dosyayı açtı.
İçinde mahkeme tutanakları, eski gazete kupürleri ve imzası bulunan belgeler vardı.
Fakat en korkuncu henüz gelmemişti.
Fotoğraflardan birini elime verdi.
Genç bir kadın bebeğini kucağına almış gülümsüyordu.
Kadının yanında ise yıllar önceki hâliyle Cemal vardı.
“Bu kadın kim?”
“Kaan…” dedi boğazı düğümlenerek.
“Derya’nın annesi.”
O an kalbim hızla çarpmaya başladı.
“Cemal onu tanıyor muydu?”
“Tanınmaktan çok daha fazlası.”
Kaan cebinden katlanmış bir mektup çıkardı.
“Derya bunu ölmeden önce bana verdi.”
Titreyen ellerimle mektubu açtım.
İlk satırı okur okumaz gözyaşlarım durmadı.
“Babam beni hiç istemedi.”
Devamında Derya, annesinin yıllarca sakladığı gerçeği anlatıyordu..
gorsele ilerleyin detaylar diger sayfda….