Ben elli sekiz yaşındayım.
Telefonda hırıltı, kısa nefesler, kesik kesik soluklar… Kalbim deli gibi atıyordu, ellerim telefonu sıkarak neredeyse düşürecek hale geldim. — Leyla… göğsüm… çok ağrıyor… sanırım kalp krizi geçiriyorum… — dedi, nefesi daralırken. İçime buz gibi soğuk bir korku işledi. — Dayan Mert! Neredesin şimdi? — diye bağırdım. — Evdeyim… Akasya Caddesi, yirmi beş. Lütfen… — Ve … Devamını oku