Selin…

Ve henüz birkaç aylık olan üç bebeğim vardı.

Babam onların varlığını biliyordu.

Yedi yıldır herkes sustu.

Bir tek ben hiçbir şey bilmiyordum.

Fotoğrafı elimde tutarken babamın yüzüne bakamadım.

Üç yıl önce onu toprağa vermiştim.

Cenazesinde saatlerce ayakta durmuş, insanların “Baban seninle gurur duyuyordu” sözlerini dinlemiştim.

Şimdi ise önümde, yedi yıl önce çekilmiş bir fotoğrafta, babam üç kızımın bebeklik hâlinin yanında duruyordu.

Demek onları biliyordu.

Beni ise hiçbir şeyden haberdar etmemişti.

“Bu fotoğraf nerede çekildi?” diye sordum.

Selin gözlerini tavana çevirdi.

“Bursa’da.”

“Babam neden oradaydı?”

Bir süre cevap vermedi.

Sonunda ellerini battaniyenin üzerinde birleştirdi.

“Çünkü beni bulmuştu.”

Yüzüne baktım.

Selin anlatmaya başladığında yedi yıl önceki hayatımın aslında bana anlatıldığından tamamen farklı olduğunu öğrendim.

Hamile olduğunu öğrendiğinde gerçekten ofisime gelmişti.

İlk seferinde babam onu lobide görmüş.

İkinci seferinde ise özel olarak odasına çağırmış.

Selin çantasından ultrason görüntülerini çıkarıp benimle konuşmak istediğini söylemiş.

Babam onları görmüş.

Sonra sakin bir sesle şunu söylemiş:

“Kerem bunu öğrenirse her şeyi bırakır.”

Selin ona bunun benim kararım olduğunu söylemiş.

Babam ise şirketin o dönem ciddi borç içinde olduğunu, yüzlerce çalışanın maaşının Kerem’in omuzlarında bulunduğunu anlatmış.

Ardından masaya bir çek koymuş.

Selin kabul etmemiş.

“Sonra ne oldu?” dedim.

Selin gözlerini bana çevirdi.

“Baban bana senden uzak durmazsam şirketin batışından benim sorumlu tutulacağımı söyledi. Senin bütün hayatını mahvedeceğimi anlattı. Hamileydim, korkmuştum, üç bebeğim vardı. Her şeyi mantıklı düşünemiyordum.”

“Yine de beni arayabilirdin.”

“Aradım.”

İçimde bir şey koptu.

“Ne demek aradın?”

“Numaran değişmişti.”

Şaşkınlıkla baktım.

O dönem numaram gerçekten değişmişti.

Babam bana güvenlik nedeniyle değiştirilmesi gerektiğini söylemişti.

Selin devam etti.

“E-posta gönderdim. Mektuplar yolladım. Hiçbirine cevap gelmedi.”

“Ben hiçbirini görmedim.”

“Artık biliyorum.”

Sessizlik çöktü.

İnsan bazen geçmişteki bütün küçük ayrıntıları bir anda hatırlıyor.

Babamın o dönem sürekli “Selin seni bıraktı, kendini küçük düşürme” deyişi…

Eski asistanımın aniden işten çıkarılması…

Telefon numaramın değişmesi…

Selin’in ortak arkadaşlarımızdan tamamen kopması…

Ben hepsini tesadüf sanmıştım.

Belki de tesadüf değildi.

“Peki bu fotoğraf?”

Selin hafifçe başını salladı.

“Doğumdan üç ay sonra baban geldi. Kızları görmek istedi.”

“Ve sen izin verdin?”

“Çünkü bana fikrini değiştirdiğini söyledi.”

Acı bir gülümseme belirdi yüzünde.

“İnanmak istedim.”

Babam çocukları görmüş.

Duru’yu kucağına almış.

İpek’in minik elini tutmuş.

Nehir uyurken başında durmuş.

Sonra Selin’e, “Kerem şimdilik bunu kaldıramaz ama zamanı geldiğinde ben anlatacağım,” demiş.

O zaman hiç gelmemişti.

“Bana neden daha sonra ulaşmadın?” diye sordum.

Selin’in gözleri doldu.

“İlk yıllarda gurur vardı. Sonra korku. Sonra kızlar büyüdü. Sana her şeyi anlatmak giderek daha zorlaştı. Her yıl, ‘Bu yıl söyleyeceğim,’ dedim. Sonra bir yıl daha geçti.”

Başımı öne eğdim.

“Yedi yıl.”

“Biliyorum.”

Ona kızgındım.

Babamın yaptıkları Selin’in sessizliğini tamamen haklı çıkarmıyordu.

Ama artık siyah ile beyaz arasında koskoca bir gri alan görüyordum.

Tam o sırada kapı açıldı.

Duru başını içeri uzattı.

“Anne, Nehir acıktığını söylüyor ama aslında ben acıktım.”

Selin istemsizce güldü.

Ben de ilk kez o gün gülümsedim.

Üç kızla hastanenin kafeteryasına indik.

Karşımda yan yana oturdular.

Ne konuşacağımı bilmiyordum.

Hayatım boyunca şirket satın almıştım, yüzlerce kişinin karşısında konuşmalar yapmıştım.

Ama yedi yaşındaki üç kıza ne söyleneceğini bilmiyordum.

İpek sessizliği bozdu.

“Çikolatalı pasta seviyor musun?”

Şaşırdım.

“Severim.”

“Güzel.”

“Neden?”

Duru araya girdi.

“Çünkü sevmeyen insanlara güvenmiyoruz.”

Nehir hemen kızdı.

“Öyle bir kuralımız yok.”

“Artık var.”

Üçü tartışmaya başladı.

Ben onları izlerken göğsümde tarif edemediğim bir acı hissettim.

gorsele d’kunun devamı diger sayfda….