Sonra ilk kez oğlundan korkmadan kapıya doğru yürüdü.

Volkan kapının önünde duran annesine bakarken yüzündeki bütün renk çekildi.

Saadet Hanım’ın çenesi kalın bir bandajla sarılmıştı. Konuşması zor olmasına rağmen gözleri ilk kez bu kadar netti. Yanında hastanede görev yapan sosyal hizmet uzmanı Derya Hanım ve mahalleden Necla Hanım vardı.

Kapının biraz gerisinde de iki polis memuru bekliyordu.

Volkan hemen kendini toparlamaya çalıştı.

“Anne, senin burada ne işin var? Doktor dinlenmen gerektiğini söylemedi mi?”

Saadet Hanım cevap vermedi.

Elindeki kırmızı dosyayı Derya Hanım’a uzattı.

Volkan dosyaya doğru hamle yaptı.

“Onu bana verin! O benim özel evrakım!”

Polislerden biri önüne geçti.

“Lütfen sakin olun.”

Volkan bana döndü.

“Bütün bunları sen mi yaptın, Elif?”

Başımı salladım.

“Hayır. Sen yaptın.”

Bu cümleyi söylediğimde sesim titremedi.

Yıllardır onun öfkelenmesinden korktuğum için kelimelerimi seçerdim. Hangi cümlenin kapıyı tekmelemesine, hangi bakışın masayı yumruklamasına neden olacağını hesaplayarak yaşardım.

O gün ilk kez ne yapacağını düşünmedim.

Derya Hanım dosyayı açtı.

İçinden banka dekontları, evin ödeme belgeleri, Saadet Hanım’ın emekli maaşına ait hesap hareketleri ve birkaç imzalı kâğıt çıktı.

Volkan’ın gözleri belgelerin üzerinde dolaştı.

“Bunların hiçbir anlamı yok,” dedi. “Annem kendi isteğiyle bana yardım etti.”

Saadet Hanım konuşmaya çalıştı. Çenesindeki ağrı yüzünden kelimeleri anlaşılmıyordu.

Derya Hanım onun yerine açıkladı:

“Saadet Hanım hastanede yazılı ifade verdi. Yıllardır banka kartının sizde olduğunu, maaşını izni dışında kullandığınızı ve kendisini temel ihtiyaçlardan mahrum bıraktığınızı belirtti.”

Volkan güldü.

Fakat bu, korkusunu saklamaya çalışan kuru bir gülüştü.

“Annem yaşlı. Ne söylediğini bilmiyor.”

Saadet Hanım bir anda elini kaldırdı.

Sonra çantasından küçük bir not defteri çıkardı.

Defterin sayfalarına titrek el yazısıyla tarihler ve miktarlar yazılmıştı.

Her ay çekilen emekli maaşı…

Kendi adına açılan krediler…

Eczaneden alınmayan ilaçlar…

Volkan’ın annesinin hesabından yaptığı kişisel harcamalar…

Saadet Hanım yıllardır hepsini kaydetmişti.

Volkan defteri görünce sustu.

Ben bile bu defterden haberdar değildim.

Necla Hanım derin bir nefes aldı.

“Saadet abla birkaç ay önce bana geldi,” dedi. “Banka kartını geri istediğinde oğlunun kendisine bağırdığını söyledi. Korktuğu için kimseye anlatamamış.”

Volkan ona döndü.

“Sen bizim aile işimize neden karışıyorsun?”

Necla Hanım geri çekilmedi.

“Bir insanın aç bırakılması aile işi değildir.”

O cümle odanın içinde uzun süre asılı kaldı.

Çünkü hepimiz yıllarca aynı bahaneye sığınmıştık.

Aile meselesi…

Ev içinde olan evde kalır…

Anne oğlunu şikâyet etmez…

Kadın kocasını küçük düşürmez…