7 YAŞINDAKİ KIZIM YANLIŞLIKLA KOCAMIN ARABASININ BAGAJINI AÇTI VE BANA HİÇBİR ŞEY SÖYLEMEDİ…

“Ne yazıyordu?”

Jale birkaç saniye cevap vermedi.

Sonra fısıldadığı cümleyi duyduğum anda dizlerimin bağı çözüldü.

“Derin, mektubun üzerinde ‘Babam Ulaş’a’ yazdığını söyledi.”

Telefonu kulağımdan çekip birkaç saniye ekrana baktım.

“Ne?”

“Ben de yanlış duyduğumu sandım,” dedi Jale. “Ama Bade ona tekrar sordu. Derin de aynı şeyi söyledi. Fotoğraftaki küçük kızın arkasında da bir tarih varmış. Yaklaşık dokuz yıl öncesine ait.”

Dokuz yıl.

Ulaş’la evleneli on yıl olmuştu.

Bir anda nefes alamadığımı hissettim.

“Jale, Derin başka bir şey söyledi mi?”

“Bir mektubu açmış.”

“Ne okumuş?”

Jale’nin sesi daha da alçaldı.

“Tamamını okuyamamış. Ama ilk satırda ‘Baba, annem senin artık gelmeyeceğini söylüyor’ yazıyormuş.”

Telefon elimden kayacak gibi oldu.

Mutfak sandalyesine oturdum.

Dokuz yıl önce.

Biz evliydik.

Üstelik çocuk sahibi olabilmek için hastane hastane dolaştığımız dönemdi.

Ben geceleri banyoda gizlice ağlarken Ulaş bana sarılıyor, “Bir gün mutlaka bizim de çocuğumuz olacak,” diyordu.

Peki başka bir çocuk zaten varsa?

Telefonu kapatır kapatmaz garaja koştum.

Ulaş’ın arabası gitmişti.

Bagaj da onunla birlikte.

İlk düşündüğüm şey onu aramak oldu.

Ama vazgeçtim.

Eğer gerçekten yıllardır sakladığı bir şey varsa, telefonda soracağım tek bir soru ona bütün izleri yok etmesi için zaman verebilirdi.

O gün nasıl geçti, hâlâ tam olarak hatırlamıyorum.

Derin okuldaydı.

Ben ise evde odadan odaya yürüyüp duruyordum.

Öğleden sonra Ulaş eve geldiğinde onu kapıda karşıladım.

Her zamanki gibi gülümsedi.

“Bugün erken geldim. Derin’i beraber alırız diye düşündüm.”

Yüzüne baktım.

On yıldır tanıdığım yüzdü.

Ama ilk kez bir yabancının yüzüne bakıyor gibiydim.

“Arabanın anahtarını verir misin?”

Gülümsemesi dondu.

“Neden?”

“Bagajdan bir şey alacağım.”

Sadece yarım saniye sürdü.

Ama o yarım saniyede gözlerinin içindeki korkuyu gördüm.

“Ne alacaksın?”

“Bilmem. Belki küçük bir kızın fotoğrafını.”

Ulaş’ın yüzündeki renk çekildi.

Sessizlik o kadar ağırlaştı ki mutfaktaki saatin sesi bile duyuluyordu.

“Derin mi gördü?”

İşte o anda her şey değişti.

“Demek gerçekten var.”

Ulaş gözlerini kapattı.

“Ben açıklayabilirim.”

“Harika. Çünkü on yıldır tanımadığım kocamı ilk defa bugün tanıyacağım gibi görünüyor.”

Garaja indik.

Ulaş bagajı açtı.

Sağ tarafta siyah bir spor çantası vardı.

Altından eski, metal bir kutu çıkardı.

Kutuyu mutfak masasına koydu.

İçinde fotoğraflar, mektuplar ve küçük bir çocuk bilekliği vardı.

Fotoğraflardan birini elime aldım.

Altı ya da yedi yaşlarında bir kız çocuğu….