KAYINVALİDEM, BEN UYURKEN SAÇLARIMI KAZIDI. YAŞADIĞIM UTANCIN BENİ İŞİMDEN İSTİFA ETMEYE ZORLAYACAĞINDAN O KADAR EMİNDİ Kİ İŞİ BİTİNCE KAHKAHA ATTI. SONUNDA KAZANDIĞINI SANIYORDU.

Ertesi sabah saat altıda uyandığımda ev sessizdi.

Nevra’nın geceden hazırladığı zafer havası hâlâ koridorda asılı gibiydi. Mutfak masasının üzerinde bana bırakılmış küçük bir alışveriş listesi vardı. Altına da kendi el yazısıyla, “Tuna yumurtayı kayısı kıvamında sever,” diye not düşmüştü.

Listeye birkaç saniye baktım.

Sonra katlayıp çantama koydum.

Kahvaltı hazırlamadım.

Market alışverişine çıkmadım.

Sessizce giyindim, aynanın karşısında yeni görüntüme baktım ve ilk defa saçım olmadığı hâlde kendimi eksik hissetmedim.

Tam tersine, sanki yıllardır üzerimde taşıdığım başka bir şey kesilip atılmıştı.

Saat yediye doğru evden çıktım.

Tuna uyandığında beni mutfakta bulamayınca ilk mesajını attı.

“Annem kahvaltıyı bekliyor.”

Cevap vermedim.

On dakika sonra ikinci mesaj geldi.

“Neredesin?”

Ona da cevap vermedim.

Şirkete vardığımda güvenlik görevlisi başımdaki değişikliği görünce şaşırdı ama hiçbir şey sormadı. Asansörle on ikinci kata çıktım. Masama oturduğumda önümde hâlâ bir gece önceki terfi yemeğinden kalan tebrik kartları vardı.

Bilgisayarımı açtım.

Ama istifa dilekçesi yazmadım.

Önce internet bankacılığına girdim.

Evde kullanılan ortak hesaba benim maaşımdan otomatik aktarılan ödemeleri tek tek durdurdum. Elektrik, su, doğalgaz değil; onları cezalandırmak uğruna evi karanlığa gömecek kadar çocukça davranmayacaktım.

Ama Tuna’nın kişisel kredi kartının benim hesabımdan yapılan ödemesini kaldırdım.

Arabasının aylık taksidini kestim.

Telefon faturasını kendi hesabından ödemesi için ayırdım.

Nevra’nın özel sağlık sigortası için yaptığım ek ödemeyi durdurdum.

Ve son olarak, üç yıl önce Tuna işsiz kaldığında “birkaç aylığına” üstlendiğim tüm kişisel harcamalarını kapattım.

Sonra avukatımı aradım.

Çünkü Nevra’nın bilmediği bir şey vardı.

O ev onların değildi.

Nikâhtan kısa süre önce, kendi birikimim ve babamdan kalan mirasla almıştım. Tapu yalnızca benim adıma kayıtlıydı.

Tuna taşındığımız günden beri arkadaşlarına “evimiz” diyordu.

Nevra ise çevresine oğlunun evinde yaşadığını anlatıyordu.

Ben hiçbir zaman düzeltmemiştim.

Belki de en büyük hatam buydu.

İnsanlar bazen sessizliği nezaket değil, zayıflık sanıyordu.

Avukatımla yaklaşık kırk dakika konuştum. Dün gece yaşananları anlattığımda sesi ciddileşti gorsele do’kunun diger bölüm sonraki sayfda…