İntikam ilk kez almayı, takımlarda taşıyabileceğim kadar küçük iki tabutun arasında durmak isterken istiyordu. İkinci kez ise kayınvalidemden sonram tokadın izi olup yüzümde yanarken.
Cami avlusu zambak, yağmur ve cilalı tahtalar vardı. İkizler, Ömer ve Leyla, birer el çantasından daha büyük olmayan beyaz tabutların içinde yatıyorlardı. İsimleri, bu dünyadan göçüp devam eden çocuklar için fazla parlak duran altın rengi harflerle kazınmıştı.
Dört parçada uyumamıştım. Siyah elbisemden aşağı sarkıyordu. Nefes alışım ciğerlerimi tırmalayan kam kırıkları vardır.
Yanımda kocam Deniz, sanki keder içini boşaltmış gibi yere bakıyordu. Diğer tarafta ise annesi Münevver Hanım, siyah tüllü şapkasının altında dimdik güçler; gözler kuru ve bir araya gelmeye asilzadeler kadar mağrurdu. İnsanlar onun ne kadar güçlü olduğu hakkında fısıldaşıyordu. Ben ise fiyatının tarifesi.
Bana doğru eğildi, parfümü beni boğacak kadar yoğundu. “Tanrı onları yanında aldı” diye fısıldadı zehirledi zemberek bir sesle, “çünkü senin nasıl bir anne olduğunu biliyordu.” Bu kelimeler içime birer bıçak gibi saplandı.
Yavaşça ona döndüm. “Susar mısın artık, sadece bugünlük olsun sus!” Avlu bir anda sessizliğe büründü. Münevver’in yüzü anında sertleşti. Sonra bana bir tokat attı. Sertçe. Başım yana savruldu. Ben daha ii toparlamadan kolumu kavradı ve beni Ömer’in tabutuna doğru takıldı. Şakağım cilalı tahtanın vuruşunu yaptı. Arka tarafta bir yerde biri çığlık attı. Münevver, yas tutanlara gülümsemiş gibi yaparak kulağıma eğildi. “Sesini kes” diye fısıldadı, “yoksa sen de onların yanında gidersin.” Deniz sonunda başını kaldırdı. Ona değil. Bana baktı. “Yeter artık Selin” dedi ruhsuz bir sesle. “Olay çıkarma.” İçimde bir hayatında bir şeyler buz kesti. Aylardır bana dengesiz diyorlardı. Kırgan. Histerik. İkizler hastalandığında Münevver doktorları “aşırı tepki gösterdiler” konusunda ısrar etti. Ben okuyamayacak kadar bitkin durumdayken Deniz sertifikaları imzalıydı. Ömer ve Leyla öldükten sonra Deniz evin içinde toplu sigorta formlarını, ilaç şişelerini, hastane kayıtlarını topladı. Ve ben fark ettim. Her şeyi fark ettin.
devamı sonraki sayfada…
